Bu Blogda Ara

18 Mayıs 2012 Cuma

TARİH YAZANLAR

Sporda "tarih yazmak" söylemi gereğinden fazlaca kullanılır.Yeri gelir bir maç için kazanan takıma "tarih yazdı" denir.Benim için o iki kelimeyi hakeden takımlardan biri Euro92'de Yugoslavya'nın dağılıp turnuvaya katılamamasından dolayı tatildeyken çağrılan ve şampiyon olan Danimarka takımıdır, bir diğeri Euro 2004'ü kazanan Yunanistan'dır,bir de tabii avrupa kupaları kazanan Galatasaray'dır.
Bunlara geçtiğimiz hafta basketbol Euroleague'de Yunan takımı Olympiakos eklendi.

Yunanistan'daki ekonomik kriz ülkenin en önemli sporu basketbolu da olumsuz etkiledi.Bazı takımlar yıldızlarını gönderip yeni oluşuma girdi,bazıları bu sene yapacak bunu.Teodosic, Papoulukas, Gordon(görünmeyen yıldız) ve bir iki yıldızı daha gönderip yoluna sadece Spanolis ve yanında genç oyuncularla çıkan Olympiakos'ta eminim ki tek hedef top 16'ya kalmaktı.İlk iki turda 3 Türkiye takımıyla da oynayan Olympiakos salonunu bile dolduramıyordu. Seyircisinin sahip çıkmadığı takım ilk iki turda deplasmandaki tek galibiyetini İstanbul'da Efes'e karşı kazanmıştı.O galibiyet Galatasaray'ın önüne taş koymuştu.Top 16'nın son maçında GS Yunanistan deplasmanındaydı.İlk maçı mucize üçlükle(orta saha gerisinden) uzatmaya götürüp 1 sayıyla yenilen OLY' a GS karşısında 2 sayı fark yetiyordu ama seyirci gelmesine rağmen sus pustu.Tv' de izlerken o eski Efes maçlarından hatırladığımız ateşli seyirciden eser yoktu.Maçın havasına bile girememiştik.Paranın gücün olmadığı yerde "lobicilik" de olmaz diyerek OLY'un bundan da faydalanabildigini duşünmüyorum bu arada.

Top 8 eşleşmesinde Cska,Barcelona nispeten rahattı.Pana Maccabiyle eşleşmişti ki muhteşem bir seri oldu.Saha avantajını kaybeden Pana deplasmanda yenilmesi halinde seriyi kaybedeceği maçta deplasmanda kazanıp son maçta turu geçti,o zorlu seride Pana taraftarı olmayı çok isterdim.
Diğer zorlu eşleşmede Siena-OLY kapıştı, saha avantajından yoksun OLY 3-1 kazanıp bugünlerin sinyalini verdi.

Final Four belli olduğunda prosedür gereği aynı ülkenin iki takımı yarı finalde oynar diye duymuştum.Bu da PANA-OLY demekti.Taraftarlar arasında savaş benim içinse zevk demekti.Ya güvenlik açısından ya da prosedürü değiştirdiler ve CSKA-PANA ile BARCA-OLY eşleşmesi oldu.
Ben de bu büyük organizasyonu,keyfi yaşamak için mal mal Biletix'in  biletlerini bekledim.Halbuki organizasyon kuruluşu bileti internetten satalı 3 ay olmuştu benim kafaya dank edene kadar.Biletlerde en ucuz 385 tl imiş.Sponsor kovaladık ama o da olmadı.Maçları evden izlemek koydu açıkası.O ortamda olmak gerekirdi.Taraftarı izlemek usta coach ivkovic ve obradovic'in bağırışlarına tanık olmak gerekirdi.Yunanlılar fazla almış biletleri,karaborsa yapıyorlarmış maçtan hemen önce 150 Euro'ya.

İlk maçta Pana çok iyi başlayıp şaşırtmıştı.Yıldızlar topluluğu Cska mutlak favoriydi.Favori olduklarını ikinci çeyrek savunması ve maç sonu oynayarak gösterdiler.

İkinci maç geçen senenin finalinin rövanşıydı.Barca hiç oynayamadı,OLY maksimum oynadı ,az farkla kazandı.

Cumartesi Sultanahmet'te tramvay beklerken 1000 kişilik Pana taraftar grubu tramvay yolun aşağıya indiler.İKi OLY taraftarını görünce,iki üç tokatlamaktan geri kalmadılar.Yine sağduyulular araya girip yumuşattılar.Tam yurdum insanı örneği.Yok birbirimizden farkımız.

Final maçında yine mutlak favori CSKA idi.OLY yine herşeyini ortaya koymak zorundaydı.Pota altı erken faul problemine de girdi.Aslında fiziklere de bakınca CSKA sanki bir alt yaş grubu takımla oynuyor gibiydi.Fark 19' lara geldiğinde yine aynı hatayı yaptık.Bu iş bitti dedik.İşte o andan tarihin de tarihi yazılmaya başlandı.Rakip koç uykuya dalarken İvkoviç takımı adım adım işledi.Küçük küçük hedefler koydu.Önce farkı 13'e indirin demiş.Sonra biraz daha ve biraz daha.İvme tamamen döndüğünde fark da iyice kapanmıştı ve yine mucizevi bir son saniye basketiyle şampiyon oldular.

O taraftarın yerinde olmayı çok isterdim.O tribünlerde olup o coşkuya şahit olamadığıma çok üzüldüm.Tarihi bir hikaye yazıldı o akşam yine İstanbul'da.Tıpkı 2005 finalindeki liverpool-milan 3-3,tıpki 2010 sırbistan yarı finali kerem tunçeri son saniye basketi gibi.

Nba'e dönmeyi reddedip karakter koyan Kirilenko için şampiyonluk önemliydi.
Ülkesinin,seyircisinin inanmadığı koca takım içinse daha önemliydi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder