Bu Blogda Ara

14 Kasım 2012 Çarşamba

Metin Kurt Yalnızlığı

Beyler merhaba,

Öncelikle eylülün birinde yapılan toplantıda imzalanan centilmenlik anlaşmasını hatırlatırım. Kendi aranızda tartışmayınız...Zaman bulduğumda size Metin Kurt efsanesini anlatacağım...

İnandığımız doğrular ve yaşadığımız haksızlıklar karşısında hepimize Metin Kurt yalnızlığı nasip olsun...


Allah Rahmet Eylesin Metin Kurt...






12 Kasım 2012 Pazartesi

BABA HAKKI...


Grobbelaar'cım sana cevap vermiyorum. İslam Çupi'nin efsane Beşiktaşlı Hakkı Yeten için yazmış olduğu yazıyı paylaşıyorum sadece :)))))

                                                              1910-1989

"Hakkı Yeten, Beşiktaş'ta varılamamış bir sembol muydu, bir dürüstlük, mertlik, ahlakın simgesi miydi, yoksa siyah-beyazlı tarihin önemli bir bölümünü kramponları ile yazmış bir futbolcu muydu? galiba hepsi...

Bir futbolcudan çok, bütün bir Beşiktaş'tı Hakkı Yeten.

Beşiktaşlı ve diğer kulüp taraftarları, Beşiktaş'ın başkanını tanımaz, Hakkı Yeten'i tanırdı. Beşiktaş'ın umumi kaptanı kim, Beşiktaş'ın asbaşkanı veya veznedarının ismi ne, Beşiktaş'ı hangi antrenör çalıştırıyor diye çeşitli meraklar uyandığında millet bu bilinmezlerin üstüne acele bir sünger çeker, patronun ismini bir hamlede söylerdi: Hakkı Yeten...

Anlatılamaz karizmatik bir kişiliği vardı Hakkı Yeten'in...

Kendi takım arkadaşları arasında yaydığı korkulu disiplin, her dakika başı tazelenen bir nöbet almak şöyle dursun, Hakkı Yeten'in rakip futbolcular ve hakemler nezdinde hiçbir futbolcunun bugüne kadar erişemediği anlatılmaz bir saygınlığı vardı.

Tartışmalı gollerde hakemlerin fikrine müracaat ettikleri tek jüri idi Hakkı Yeten. Rakip oyuncular, şayet Beşiktaş takımında bir futbol usulsüzlüğü görmüşlerse, şikayet mercii yine Hakkı Yeten'dir.

Şeref Stadı'nın kale direkleri değişecekse, kararı Hakkı Yeten verirdi. Duşların yanıp, yanmayacağına, idmanlara masörün gelip, gelmeyeceğine, hangi futbolcuya kaç para verileceğine, prim bareminin ne olacağına kimse karar veremez, son söz her zaman Hakkı Yeten'in ağzından çıkardı.

1932 yılında Halıcıoğlu Askeri okul öğrenciliğinden soyunup, siyah-beyazlı formayı giydiği günden ölümüne kadar yani 57 yıl, yaşayan en büyük Beşiktaşlı'dır Hakkı Yeten.

Formaların evde öküzbaş çivitine batırıldığı, maçlara yayan gidildiği, futbolun bir amatör aşkla oynandığı, kulüp renklerinin mukaddes bir emanet gibi saklandığı bir dönemin ilahıdır Hakkı Yeten.

Fenerbahçe ve Galatasaray kulüpleri, o zamana göre kendisine servetler sunmasına rağmen Hakkı Yeten bırakın beşiktaş formasını değiştirmeyi, oturduğu beşiktaş semtini bile değiştirmemiştir.

79 uzun yıl, şereflerle yaşanmış lekesiz bir hayatı Hakkı Yeten'ce bitirmenin adıdır, belki bu son ölüm...

nur içinde yat koca kaptanım!"

7 Kasım 2012 Çarşamba

CEVAP HAKKI

Hayatta en sevmediğim şeylerden biri yanlış anlaşılmak.E kitap okusaydın da kendini doğru ifade etseydin di mi?Yok ben sporcu olcaktim,gobekten sakatlaninca olamadim:) Rumble fish beni iktidar yanlısı yapmış.Ulan ben oy kullanmadım daha şu yaşıma kadar.Bir cümleylen iktidar yanlısı veya karşıtı olmak ne demek.Ağzını burnunu kırasım var rumblefish.Bu blogda polemige yer yok da milyonlar takip ediyo:) yanlış anlaşılma olmasın.

Siyaset sevmem,anlamam,yorumlamam ama doğru işe doğru diyeceksin,sempatizanı olmasan da.
Evet onlar siyaseti herşeye karıştıryor ama önceki de yapıyordu,sonraki de yapacak.Ben halk açısından bakarak yaptım o yorumu.Halkım ben:)

Cevap hakkımı kullandım,sen devam etme,sana cevap hakki dogacak bisey yazmadım.
Siyasetin ucundan bahsedilen benim icinde yer aldığım son yazımız olsun bloğumuzda.

Bir de rumblefish, ben hiç şarap sevmem biliyor musun?

Herşey Sermaye İçin Sevgilim

her pazar kalbimde azar azar,
yandım ben bari sen kendini kurtar.
gülümse biraz, acılar kiraz bizde hep yaz,
kirazdan küpe sallanır bize ayaz ayaz...


3 Kasım 2012 Cumartesi

Veli Toplantısı

Gerek ortaokul, gerekse lise yıllarında karnımın en çok ağrıdığı günler veli toplantısının olduğu günlerden bir önceki gecelerdi...Asla çok iyi bir öğrenci olmadım, hiç bir sınavdan 100 almadım, devamsızlıklarım oldu, okulda mektuplaştığım kızlarla ortaya çıkan mini skandallarım oldu, ilk kız arkadaşımın abisinden sağlam dayak yedim (sonra abisi olan kızlardan uzak durdum), kopya çektim, yalanlar söyledim, ödevleri hep son dakika ve son akşam yaptım gibi gibi gibi...

Önemli olan bu yaptıklarımın hiç ama hiç bir zaman yöneticilere gitmemesi, disiplin kurullarında ismimin geçmemesi belki de en büyük şansımdı...

Ama o veli toplantıları yok mu veli toplantıları...hep ailemden saklamaya çalışırdım veli toplantısı çağrılarını...ama yaşadığınız yer küçükse, babanızda o yerde önemli bir görevdeyse yapacak bir şeyiniz olmazdı...neyse ki babam hiç bir zaman o toplantılara iş yoğunluğu sebebiyle ya da benim unutkanlığım ! sebebiyle katılmadı...ama benim her veli toplantısından önceki gecelerde karnıma ağrılar girdi ve uyuyamadığım anlar oldu...

Dedim ya öğrencilik hayatımda iç 100 hedeflemedim, eğer 60 ise geçme notu hep 60 a oynadım...Üniversite de vizelerinden 70 aldığım derslerde geçmeme yardımcı olacak olan 45 i aldıktan sonra üstünü istemedim...

Bugün 4 yaşındaki kızımın ilk veli toplantısı için aat14:00'te eşimle okulunda hazır bulunduk. İlk defa veli toplantılarının eğlenceli olduğunu fark ettim...Arabada toplantıya giderken karnımın ağrıdığı günleri hatırlayıp ince de olsa bir sızıntı hissettim içimde...

Neyse ki her şey yolundaydı...Hatta kızımın göster anlat dersinde yaptığı sunum eskilerin deyimiyle koltuğumu kabarttı...

Nasıl Yani...

Öncelikle iktidar yanlısı, yandaş Grobbelaara birkaç şey söyleyeyim. Güzel kardeşim, senin teşekkür ettiğin bakanlığın temsil ettiği zihniyet değil miydi herşeye siyaseti bulaştıran? Futbol Federasyonu seçimleri, Basketbol Federasyonu seçimleri vd. Formula 1' de Türkiye'ye gelmişti değil mi? Senin teşekkür ettiğin zihniyet getirmişti değil mi Formula'yı da... Hocam sermaye sıkıştığında yeni mecralar aramak zorundadır ve Türkiye'de o mecralardan biridir. Otu boku getirirler merak etme sen, siyasetin istemesine gerek yok, sponsorlar bir nakit akışı görürlerse, olur hepsi...ATP' de gelir, Dünya Kupası da...

Bardaki Grobbelaar yazısı ise şahane...Özlediğimiz Grobbelaar diyeceğim ama, neyini özleyelim, görmedik ki  kız arkadaşı olan Grobbelaar'ı... Keyifli bir ilişkileri olur umarım, tarihe de not düşeriz böylece...

Prodom 2010 Petit Verdot içme şerefine nail oldum sonunda. İçimi son derece keyifli, içtiğim şaraplar içinde boğazımı en çok yakan şaraptı herhalde... Şarap ve yolladığı kitaplar için teşekkür ederim Sevilen Şaraplarının İsabey Bağevi Müdiresi'ne :))) Devamını bekliyoruz efendim... Dersler de başlayacak en kısa zamanda herhalde... En iyi önolog ben olacağım bu piyasada :))) Rose, beyaz içmeye bile başlarım şarap uğruna...A. Nedim Atilla'nın Batı Anadolu Şarap Kültürü ise tam benlik. Tanışmayı çok isterim üstatla..Şarabın tadımından hala çok anlamasam da tarih ve şarap birlikteliğini hele de yaşadığım coğrafyayla ilişkilendirip anlatması şahane olmuş..

Uzun bir aradan sonra, ilişkim var diyebiliyorum artık...Herhalde 2 yıl olmuştu düzenli bir ilişki yaşamayalı. Özlediğimi söyleyebilirim... İlişkiyi ilişki yapan, yaşanılan güzelliklerin yanısıra yaşanılan tartışmalardır, yazın bunu bir kenara...Çok birliktelik yaşadım, hepsi son derece güzeldi ama hiç tartışmadığım birliktelik ilişki olamaz... Kavga etmiyorsan bir ilişkide, bu ya flört aşamasıdır ya da amacın farklıdır. Kendini farklı göstermeye çalışıyorsundur. Gerek yok Living a Lie kısmına... Evet gayet hızlı ilerleyen bir ilişkinin içindeyim, son derece de mutluyum. Devamının geleceğini düşünüyorum... Evet düşündüğünüz gibi yani... Birçok konuda farklı düşünmemize rağmen orta noktayı bir şekilde bulabiliyoruz galiba..Şimdiden söyleyebilirim, ileride olabilecek bütün olumsuzlukların sebebi ben olurum o değil...Biliyorsunuz artık, bazı şeyleri uçlarda yaşamayı seviyorum, kaptırdığım zaman ise köprüleri yakma konusunda son derece tecrübeliyim...Bu sefer oldu sanırım...Biz de İşler Güçler dizisinin manyağı olduğumuzdan, her ne kadar onun Ahmet Kural'a olan ilgisi beni biraz rahatsız etse de, Nazım'ın şiirinin ağırlığı aşağıdaki videonun yayınlanmasını sağladı. Hoşgeldin Kadınım........






2 tane de şarkı ekleyeceğim bloga.. İlki Old and Wise diğeri ise Babe Ruth - Living a Lie...Ne olursa olsun, dürüstçe yaşansın herşey... Kimseyi kandırmayın a dostlar, vicdanınızdır Tanrınız. Tanrınızı incitmeyin...










WTA 2012

WTA 2012'nin haftasonu programinda yer aldım bu sene.Bu turnuvayı 10 kere daha tekrar ettirseler şu an Serena kazanır hepsini.Son 6 aydır çok formda.Sonu belli bir turnuvaya her gün gitmek istemedim.Yarı finaller,final yetti.Yine güzel bir turnuva,-organizasyon oldu.Tenis kalitesi bence son iki gün vasatti. Radwanska'nin maçları süre,heyecan itibariyle iyiydi.Zaten ülkede gizli bir taraftar kitlesi oluştuğuna inanıyorum onun, geçen seneyi de hatırlayınca.Bir arkadaşa rastladım.O da aynı şeyi söyledi.

Bu olayda da kort dışı davranışla gündeme geldik.İktidar karşıtı insanlar eurosport'un da milyonlarca kişiye canlı yayın yaptığı ödül töreni sırasında devleti temsil edenleri delicesine yuhaladı.Yahu yapmayın tepkiyi heryerde koyun da hayatımdaki en önemli şey sporuma karıştırmayın şu nefret siyaseti.Kabul ediyorum iyi bir  fırsattı ama istemiyorum,yanlış geliyor.TT Arena,Dünya Basketbol Şampiyonası,şimdi de Wta.Oturduğu koltuğun büyüklüğü altında devamlı ezilen de ertesi gün terörist diyor.

Aileden sorumlu kadın bakanımızın her türlü tepkiye karşılık konuşmasını bitirmesini tebrik ediyorum.Dayanamayıp kaçan ulaştırma bakanımıza oraya çıkmayı biliyorsan terketmeyeceksin  diyorum.

Bu turnuvanın ülkemizde yapılamasını sağlayan spor ve gençlik bakanlığı başta tüm sponsorla tenis sevdalısı olarak teşekkür ediyorum. ATP'yi de Federer tenisi bırakmadan getirmenizi rica ediyorum.