Rumblefish blog resmini koyduğunda,bardaki yalnız adam olarak tanıtmıştı grobbelar'ı. Haklıydı da.Bardaki adam kadınların kendini mutlu edemeyeceğine inanırdı çoğu zaman. Grobbelar geçen ay biriyle tanıştı yine o barda.İyi anlaşıyorlar şimdilik.Isınmak zaman aldı başlarada her zamanki gibi bizimki için ama ikinci saç traşı zamanı geldi ve hala birlikteler.
Bugün iddaa oynayalım mı dedi,yarın birgun sabahin 4unde uyandirip kalk hadi detroit pistons indiana pacers deplasmanına çıkıyor,izleyelim derse evlenirim.
Blogdan bahsetmem kimseye,kimse tanımasın grobbeları.Stratejik hata yaptım ilk gun bahsettim.Aslında onun da gezi- seyahat alanlarında blog yazmasın istiyorum.Al sana atonal bir mind.
Bu Blogda Ara
23 Ekim 2012 Salı
BAYRAM GELİYOR
Sabah namazına kalkardık. Suadiye camine giderdik.İbrahim Kutluay da gelirdi.Ünlüydü,zengindi,göz önündeydi.Sanki ünlüler,zenginler,göz önündekiler camiye gitmezmiş gibi onu her bayram sabahı namazında görmek çok hoşuma giderdi.Yıllarca bizim orda nalbur esnaflığı yapan babasıyla gelirdi.Çevresiyle bayramlaşır dönerdi.Bazen ben kaçırdım veya başka yerdeydim bazen o.Perşembe randevumuz var yine görüşürüz İbo.
Babamla atlardık arabaya doğru kurban aramaya.Üniversiteden sonra da dedeyle eküri olduk.İyi bi ikili olamadık hiçbir zaman ikisiyle de.Sorun bendeydi sanki.Dakikalar süren pazarlık konuşmaları bunaltırdı.Alalım da gidelim artık modumdaydım her zaman.Babam da sıkılırdı da dedem fena dolaşırdı,dolaştırırdı.Güzellik yarışmasında kraliçe arar gibi dolanır dururduk.Her yer çamur, ayakkabı kirlenmesin,boka basmıyım diyerekten her adımda şekilden şekle girerdim.Satıcıyla ellerin kenetlenmesi,rakamlar telafuz edilirken ellerin aşağı yukarı sallanması,benim olacak bu sefer galiba mutluluğumun ellerin çözülmesiyle olmadı yine mutsuzluğuma dönüşmesi.Ve en yıkıcı an gelirdi...İlk baktığımız yere gidip yine ordakini almak.
İşin hayvanı arabaya atma kısmı da ayrı bir olaydı.Ben de devreye burda giredim.Titiz büyüklerim, gerdek gecesine hazır yatak gibi bagajı hazırlatırdı. Kurbanı sürüklemek,adama yardım edip kaldırıp bagaja koymak,sakinleşmesini sağlamak için garip sesler çıkarmak, boynuzları sağı solu çizmesin diye tutmak ,genç kalıplı çocuk grobbelara düşerdi hep.
Dedeyle artık yaşayamayacağım bu günleri.Babamla bırakalı da 5-6 yıl oldu.Memlekete gönderiyor,orda hallediliyor artık.Çocuğum olunca yaparız beraber.
Bu bayramda da İstanbul'dayız.Gidemiyorum bir yerlere,bizimkilere de gitmem.Gecen bayram 3 kilo aldım 4 günde.Ne gömleklere girebiliyorum ne tshirtlere. Evde sefil olmak planım,kurtulmam lazım kilolardan. Sabah koşularına başlıyorum.
WTA başlıyor bugün.3-4 akşam ona giderim. Dexter'a başladım 1.sezon 6.bölüm.Kitap,fifa 13,yatışşş.
Babamla atlardık arabaya doğru kurban aramaya.Üniversiteden sonra da dedeyle eküri olduk.İyi bi ikili olamadık hiçbir zaman ikisiyle de.Sorun bendeydi sanki.Dakikalar süren pazarlık konuşmaları bunaltırdı.Alalım da gidelim artık modumdaydım her zaman.Babam da sıkılırdı da dedem fena dolaşırdı,dolaştırırdı.Güzellik yarışmasında kraliçe arar gibi dolanır dururduk.Her yer çamur, ayakkabı kirlenmesin,boka basmıyım diyerekten her adımda şekilden şekle girerdim.Satıcıyla ellerin kenetlenmesi,rakamlar telafuz edilirken ellerin aşağı yukarı sallanması,benim olacak bu sefer galiba mutluluğumun ellerin çözülmesiyle olmadı yine mutsuzluğuma dönüşmesi.Ve en yıkıcı an gelirdi...İlk baktığımız yere gidip yine ordakini almak.
İşin hayvanı arabaya atma kısmı da ayrı bir olaydı.Ben de devreye burda giredim.Titiz büyüklerim, gerdek gecesine hazır yatak gibi bagajı hazırlatırdı. Kurbanı sürüklemek,adama yardım edip kaldırıp bagaja koymak,sakinleşmesini sağlamak için garip sesler çıkarmak, boynuzları sağı solu çizmesin diye tutmak ,genç kalıplı çocuk grobbelara düşerdi hep.
Dedeyle artık yaşayamayacağım bu günleri.Babamla bırakalı da 5-6 yıl oldu.Memlekete gönderiyor,orda hallediliyor artık.Çocuğum olunca yaparız beraber.
Bu bayramda da İstanbul'dayız.Gidemiyorum bir yerlere,bizimkilere de gitmem.Gecen bayram 3 kilo aldım 4 günde.Ne gömleklere girebiliyorum ne tshirtlere. Evde sefil olmak planım,kurtulmam lazım kilolardan. Sabah koşularına başlıyorum.
WTA başlıyor bugün.3-4 akşam ona giderim. Dexter'a başladım 1.sezon 6.bölüm.Kitap,fifa 13,yatışşş.
22 Ekim 2012 Pazartesi
Ev Kokusu
Evi ev yapan bazı kokular vardır...
- Türk kahvesi kokusu
- Filtre kahve kokusu
- Taze demlenmiş çay kokusu
- Tarçınlı kurabiye kokusu
- Havuçlu kek kokusu
- Kısır kokusu
- Rus salatası kokusu
- Muhammara kokusu
- Patates salatası kokusu
- Mercimek köftesi kokusu
- Patlıcan salatası kokusu
- Makarna kokusu (sosu önemli değil)
- Sabah kahvaltısında menemen kokusu
- Sabah kahvaltısında taze kesilmiş domates, salatalık kokusu
- Düdüklü tencerede pişen her koku
- Bazen balık kokusu (fırında olursa bazeni kaldırırız)
- Çikolata kokusu (bitter)
- Temizlik kokusu
- Yeni banyo yapılmış banyo kokusu
- Vanilyalı tütsü kokusu
- Yeni alınmış kitap kokusu
- Çarşamba akşamı alınmış penguen ve uykusuz kokusu
- Habersiz patlayan az tuzlu mısır kokusu
- Yazın pazardan 5 tanesi 4 liraya alınan süt mısırın kaynayan kokusu (içine mutlaka mısır kabuğu atılacak)
bunların dışında 4 yaşındaki kızınızdan gelen her türlü koku ve 11 yıldır yanınızda olan eşinizin kokusu...
başka yerlerde koku aramayın, eviniz en güzel kokan yeriniz...bazen fark etmeseniz de...
18 Ekim 2012 Perşembe
Dinlenilesi...
eğ başını eğeceksen, yalnızca aşk için eğ
ben çoktan razıyım yitik şarkıların peşinden
kırık kalbim yaşam zor, istikametim sana doğru
sana doğru...
Bir Daha Bana Benzeme Angel....
İlişki odaklı biriyim, ilişki varken herşey güzel, toz pembe...Kendime yönelik hedefler koyma ve gerçekleştirme konusunda son derece başarısız olduğumu hep kabul ettim, ailemin diğer bireylerinde de olduğu gibi. İlişkim esnasında ise herşey değişiyor, karşımdaki insana adapte olmaya çalışmak istiyorum galiba. Kötü birşey mi? Bilmiyorum. Tek başına olduğumda, varlığımla yokluğum arasında dünyanın kaybedeceği herhangi birşey olmadığı konusunda şüphe duymadığım için sorun olmuyor çok fazla...Koy götüne gitsin diye yaşamak kolay geliyor o zamanlarda...Şimdi ise farklı beklentileri yerine getirmem gerekiyor. Çok olmasa bile biraz düzenli biri olmam, sorumluluklarımı yerine getirmem, mutluluk kavramının da herşey de olduğu gibi bedelini ödemem gerekiyor. Bedelini ödemeden sahip olduğun birşeyin tadına varabilmen de maalesef mümkün olmuyor. Hem serseri ol, hem de istediğin hatuna sahip ol, olmuyor hacı...Spor yapacaksın, tango yapacaksın, iyi gelirin olacak, erken kalkacaksın, çok geç yatmayacaksın, çok içmeyeceksin, sarhoş olmayacaksın, hasta olmayacaksın....Attila İlhan mı demişti " Ne güzel bir yalansın sen, hep inandığım..." İnanıyorsan yapacaksın kardeşim. İnancımı kaybetmedim hala. Ne kadar dayak yersem yiyeyim, hala inanıyorum bu işe.
Ne diyordu Kürk Mantolu Madonna'da ..."şimdi aramızda noksan olan şeyin ne oldugunu biliyorum" dedi.."bu eksiklik sana degil, bana ait...bende inanmak noksanmış...beni bu kadar çok sevdigine bir türlü inanmadıgım için sana aşık olmadıgımı zannediyormusum...bunu simdi anlıyorum, demek ki, insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar...ama şimdi inanıyorum...sen beni inandırdın. seni seviyorum. deli gibi degil, gayet aklı basında seviyorum....seni istiyorum...icimde muthis bir arzu var...Bir iyi olsam".....
Ya da ne diyordu Küçük İskender:
Yağmura çok teşekkür ederim
bu gece yalnızca cesedime yağdı
bana bir şey olursa diye korktum
seni birkaç saniye düşünürsem;
düşünürken üşürsem diye korktum
oturup siyah portakallar yedim
oturup korkunç kitaplar okudum
içimde bir sıkıntı gibi cinayet
içimde bir sığıntı gibi telaş
içimde felaket gibi bir merak
hislerimin uzağına düştüm, şimdi çok üzgünüm
şimdi çocukluğumun uzağına da düştüm
daha da düşersem diye korktum
seni birkaç saniye düşünürsem;
ay kıvrılırsa diye
kan kıvranırsa diye
can sıçrarsa ölürken bir yerlere,
daha da ölürsem diye korktum
seni birkaç saniye düşünürsem;
sessem, sersem bir heceysem eğer
seni bir kelime edersem diye korktum
seni kötü bir cümlede kullanırsam
adını söylerken takılırsam, yalnış telaffuz edersem
böyle bir günah işlersem
tanrı affeder diye korktum
yağmura çok teşekkür ederim
bu gece yalnızca bu şiire yağdı
sağol aşkım
sağol kırık kolum, kesik bileğim, kırık yüzüm,
kesik geleceğim, kırık sonsuzluğum
her şeye rağmen
yağmura bulanmış, güzel bir yazdı
---------------------
Dexter başladı, 7. sezon 3. Bölüm bitti, hala izleyemedim...Leyla ile Mecnun'u da takip edemiyorum. Californication başlasa fena olmaz hani...
Djokovic Shangay Masters'da Murray' a fena geçirdi...Nadal hala yok piyasada...
Kardeşim nişanlandı, gerisi mi...Okkalı bir küfür savurun gitsin işte...
Bu arada, İstanbul'a yerleşiyorum yeniden...Ulan İstanbul, sen mi büyüksün, ben mi.....................
Ne diyordu Kürk Mantolu Madonna'da ..."şimdi aramızda noksan olan şeyin ne oldugunu biliyorum" dedi.."bu eksiklik sana degil, bana ait...bende inanmak noksanmış...beni bu kadar çok sevdigine bir türlü inanmadıgım için sana aşık olmadıgımı zannediyormusum...bunu simdi anlıyorum, demek ki, insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar...ama şimdi inanıyorum...sen beni inandırdın. seni seviyorum. deli gibi degil, gayet aklı basında seviyorum....seni istiyorum...icimde muthis bir arzu var...Bir iyi olsam".....
Ya da ne diyordu Küçük İskender:
Yağmura çok teşekkür ederim
bu gece yalnızca cesedime yağdı
bana bir şey olursa diye korktum
seni birkaç saniye düşünürsem;
düşünürken üşürsem diye korktum
oturup siyah portakallar yedim
oturup korkunç kitaplar okudum
içimde bir sıkıntı gibi cinayet
içimde bir sığıntı gibi telaş
içimde felaket gibi bir merak
hislerimin uzağına düştüm, şimdi çok üzgünüm
şimdi çocukluğumun uzağına da düştüm
daha da düşersem diye korktum
seni birkaç saniye düşünürsem;
ay kıvrılırsa diye
kan kıvranırsa diye
can sıçrarsa ölürken bir yerlere,
daha da ölürsem diye korktum
seni birkaç saniye düşünürsem;
sessem, sersem bir heceysem eğer
seni bir kelime edersem diye korktum
seni kötü bir cümlede kullanırsam
adını söylerken takılırsam, yalnış telaffuz edersem
böyle bir günah işlersem
tanrı affeder diye korktum
yağmura çok teşekkür ederim
bu gece yalnızca bu şiire yağdı
sağol aşkım
sağol kırık kolum, kesik bileğim, kırık yüzüm,
kesik geleceğim, kırık sonsuzluğum
her şeye rağmen
yağmura bulanmış, güzel bir yazdı
---------------------
Dexter başladı, 7. sezon 3. Bölüm bitti, hala izleyemedim...Leyla ile Mecnun'u da takip edemiyorum. Californication başlasa fena olmaz hani...
Djokovic Shangay Masters'da Murray' a fena geçirdi...Nadal hala yok piyasada...
Kardeşim nişanlandı, gerisi mi...Okkalı bir küfür savurun gitsin işte...
Bu arada, İstanbul'a yerleşiyorum yeniden...Ulan İstanbul, sen mi büyüksün, ben mi.....................
14 Ekim 2012 Pazar
Bir İlişki Nasıl Olmalıdır ?
Cem Akaş...7 Kitabının yazarı...Kitabın 47. bölümünde yer alan efsane ilişki manifestosu...
1. Bir ilişki ilişmekle yetinmemelidir. Kıyıya, köşeye, ucuna veya kenarına oturmakla, oturuyormuş gibi yapmakla gemi yürütülmez. Üzerine oturulacak şey süngü bile olsa, tam anlamıyla oturmak şarttır.
2. Islak olmayan bir ilişki düşünülemez.
3. Aslında ilişki diye bir şey yoktur; her şey palavradır. İki insan ancak birbirlerine ilişmedikleri sürece birbirlerini yaşatabilir. Birlikte değişim bir ortaçağ yalanıdır.
4. Olmuyorsa olmuyor kuralı: kelek kavuna şeker serpmek kadar anlamsız bir hareket daha bulunabilir, ama bu zor olacaktır.
5. Herkesin kavun yerine ayva yemeye hakkı vardır.
6. Duvar çentiklerinin gölgesinin derin olacağı unutulmamalıdır.
7. Söylenmeyen söz ağırlaşır.
8. Herkesin kendine ait bir karanlığı olması gerektiği, tartışılmaz bir gerçektir.
9. Bir ilişkide gerçek diye bir şey yoktur. Dolayısıyla kaç kilo ettiği bilinemez.
10. Avukatlar ve polisler, sevgiyi mülkiyet kanunlarının hükmüne sokmakta başarısızlığa uğramaya mahkumdur.
11. Bedenlerin birbirine alışması söz konusudur. Bu, beyinler için de geçerlidir. Bu konuyla küçük mavi cinler ilgilenecektir.
12. Acı çektirme sanatı gün geçtikçe ilerlemektedir.her ilişkinin amacı, bu sanatı kusursuzluğa ulaştırmak için çabalamaktır.
13. Her insanın duvarları vardır. Her duvarın gedikleri vardır. İlişkide dürüstlük, insanların birbirlerine verdiği ve bu gedikleri gösteren haritaların doğruluk derecesiyle orantılıdır. Orantı sabiti 1.7dir.
14. Duvarlara işemeyiniz.
15. Her insanın paspas olmaktan sıkılmaya hakkı vardır.
16. Beklemek erdem değil, çaresizliktir.
17. İnsan temelde yalnızdır. Üst katlar için kesin bir şey söylenemez.
18. Yalnızlık paylaşılmaz. Paylaşılırsa raconu kalmaz.
19. Erken kalkanın kahvaltıyı hazırlaması, uzun vadede bir ütopyadan ibarettir.
20. In the long run we are all alive.
21. İnsan tek başına da sıkılabiliyorsa bu becerisini geliştirmelidir.
22. Aslıda ilişki diye bir şey vardır. Her şeyin palavra olması hiçbir şeyi değiştirmez. Aşk her ilişkide bir olasılıktır. Yaşam da her ilişkide bir olasılıktır. Dolayısıyla aşkın ne olduğu bilinmemekle birlikte yaşam aşktır. Bu madde, 3. maddeyle çelişmez.
23. Diğerinin bokunu temizlemek, aşkın varlığını kanıtlamaz. Diğerinin aşkını temizlemek, bokun varlığını kanıtlar.
24. Metal yorgunluğu, uzun süre sıkılı kalan bir vidanın ya da bükülü duran bir levhanın yorulup kırılması gibi bir şeydir. Aynı paralelde ilişki yorgunluğundan söz edilebilir.
25. İlişki, il-İŞ-ki değildir. Fazla mesai ücrete tabi değildir. Görev bilincinizi götünüze sokunuz.
26. İlişkilerde eşzamanlılık olanaksızdır. Herkesin zamanı kendine göre işler. Ortada tek bir dağın olması, değişik açılardan bakıldığında değişik şeyleri görüldüğü gerçeğini değiştirmez.
27. Rüyalar, anılar kadar önemlidir. Tabiri caizdir.
28. Herkes kendi efsanesini kurmak ve yaşatmakla yükümlüdür. Ancak bireysel efsaneler var olduğunda ortak bir efsane oluşturulabilir.
29. Dil, iletişim kurmak için başvurulacak son amaçlardan biri olmalıdır. Bir çelişki gibi görünse de konuşmak şarttır. Bu, koklaşmanın ve telepatinin önemini hiçbir şekilde yadsımaz.
30. Yolların uzun ve ince olması, üzerlerinde gündüz-gece gidilmesini gerektirmez.
31. Her sonun nasıl olacağı en başından bellidir.
32. Eğer bir ilişkinin bitmesi mümkünse bitecektir.
33. Bunun birinci manifesto olması, ikinci bir manifestonun olmayacağı anlamına gelmez.
1. Bir ilişki ilişmekle yetinmemelidir. Kıyıya, köşeye, ucuna veya kenarına oturmakla, oturuyormuş gibi yapmakla gemi yürütülmez. Üzerine oturulacak şey süngü bile olsa, tam anlamıyla oturmak şarttır.
2. Islak olmayan bir ilişki düşünülemez.
3. Aslında ilişki diye bir şey yoktur; her şey palavradır. İki insan ancak birbirlerine ilişmedikleri sürece birbirlerini yaşatabilir. Birlikte değişim bir ortaçağ yalanıdır.
4. Olmuyorsa olmuyor kuralı: kelek kavuna şeker serpmek kadar anlamsız bir hareket daha bulunabilir, ama bu zor olacaktır.
5. Herkesin kavun yerine ayva yemeye hakkı vardır.
6. Duvar çentiklerinin gölgesinin derin olacağı unutulmamalıdır.
7. Söylenmeyen söz ağırlaşır.
8. Herkesin kendine ait bir karanlığı olması gerektiği, tartışılmaz bir gerçektir.
9. Bir ilişkide gerçek diye bir şey yoktur. Dolayısıyla kaç kilo ettiği bilinemez.
10. Avukatlar ve polisler, sevgiyi mülkiyet kanunlarının hükmüne sokmakta başarısızlığa uğramaya mahkumdur.
11. Bedenlerin birbirine alışması söz konusudur. Bu, beyinler için de geçerlidir. Bu konuyla küçük mavi cinler ilgilenecektir.
12. Acı çektirme sanatı gün geçtikçe ilerlemektedir.her ilişkinin amacı, bu sanatı kusursuzluğa ulaştırmak için çabalamaktır.
13. Her insanın duvarları vardır. Her duvarın gedikleri vardır. İlişkide dürüstlük, insanların birbirlerine verdiği ve bu gedikleri gösteren haritaların doğruluk derecesiyle orantılıdır. Orantı sabiti 1.7dir.
14. Duvarlara işemeyiniz.
15. Her insanın paspas olmaktan sıkılmaya hakkı vardır.
16. Beklemek erdem değil, çaresizliktir.
17. İnsan temelde yalnızdır. Üst katlar için kesin bir şey söylenemez.
18. Yalnızlık paylaşılmaz. Paylaşılırsa raconu kalmaz.
19. Erken kalkanın kahvaltıyı hazırlaması, uzun vadede bir ütopyadan ibarettir.
20. In the long run we are all alive.
21. İnsan tek başına da sıkılabiliyorsa bu becerisini geliştirmelidir.
22. Aslıda ilişki diye bir şey vardır. Her şeyin palavra olması hiçbir şeyi değiştirmez. Aşk her ilişkide bir olasılıktır. Yaşam da her ilişkide bir olasılıktır. Dolayısıyla aşkın ne olduğu bilinmemekle birlikte yaşam aşktır. Bu madde, 3. maddeyle çelişmez.
23. Diğerinin bokunu temizlemek, aşkın varlığını kanıtlamaz. Diğerinin aşkını temizlemek, bokun varlığını kanıtlar.
24. Metal yorgunluğu, uzun süre sıkılı kalan bir vidanın ya da bükülü duran bir levhanın yorulup kırılması gibi bir şeydir. Aynı paralelde ilişki yorgunluğundan söz edilebilir.
25. İlişki, il-İŞ-ki değildir. Fazla mesai ücrete tabi değildir. Görev bilincinizi götünüze sokunuz.
26. İlişkilerde eşzamanlılık olanaksızdır. Herkesin zamanı kendine göre işler. Ortada tek bir dağın olması, değişik açılardan bakıldığında değişik şeyleri görüldüğü gerçeğini değiştirmez.
27. Rüyalar, anılar kadar önemlidir. Tabiri caizdir.
28. Herkes kendi efsanesini kurmak ve yaşatmakla yükümlüdür. Ancak bireysel efsaneler var olduğunda ortak bir efsane oluşturulabilir.
29. Dil, iletişim kurmak için başvurulacak son amaçlardan biri olmalıdır. Bir çelişki gibi görünse de konuşmak şarttır. Bu, koklaşmanın ve telepatinin önemini hiçbir şekilde yadsımaz.
30. Yolların uzun ve ince olması, üzerlerinde gündüz-gece gidilmesini gerektirmez.
31. Her sonun nasıl olacağı en başından bellidir.
32. Eğer bir ilişkinin bitmesi mümkünse bitecektir.
33. Bunun birinci manifesto olması, ikinci bir manifestonun olmayacağı anlamına gelmez.
11 Ekim 2012 Perşembe
TOP 11
Hepimizin küçüklüğünden beri menajerlik oyunu tutkusu vardır. FM,CM yi herkes en azından bir kere oynamıştır.Herkes takımını senelerce şampiyon yapar kupaları kazanır,bu yüzden de bana samimi gelmez.Hesapta olmayan yenilgi oldu mu kaydetmeden bilgisayarı kaparsın açarsın o maçı tekrar oynarsın.Kazanana kadar.Bu oyunu oynayıp bu hileye başvurmayan bir tane bile adam olmaz.Ben ancak aynı ligde iki veya üç arkadaş oynadığın zaman zevk alırdım.Hile yok,rekabet gerçek tabii bu da çok zaman alırdı o ayrı.Sırayla maç yapmayı bekle,günleri yükle.
Ağustos ortası arkadaş grubuyla facebook üzerinden TOP 11'i keşfettik. Müthiş bir menajerlik oyunu.Hele aynı server'dan girip aynı liglerde kupalarda yarışırsanız daha da eğlenceli.6-7 arkadas oynuyoruz.Temeldeki tüm şeyler aynı,transfer,antreman,stat yapımı ve bir sürü ekstra durum.Her gün katıldığınız lige göre 1-2-3 maç yapabiliyorsunuz. Boosterslar var,moral-fitness-treatment .
Acayip takıldık,günlük yaşamınızı nerdeyse o günkü maç saatine göre planlıyorsun en azından ben öyle yapmaya çalışıyorum.Maçını takip etmek,değişiklik yapmak herşeyin bir artısı var.
Oyunun başlarında, öğrenme aşamasında hele, deli gibi kafa yoruyosun oynayanlarla.Maç öncesi sonrası, transfer hangi saatlerde yapılır,uzakdoğulular,guney amerikalilar hepsinin uyku saatini takip ediyorsun,çünkü borsa gibi.Token kazanmak harcamak hepsi mesele.
1 sezonu bir ayda bitiriyorsun,heyecan hep var.Milyonlarca insan oynuyor.
Oyunun içinde para harcayıp kendine avantaj sağlamak da var ama biz yasak koyduk.Bunu yapan rakiplere karşı dezavantajlısın ama diğer türlü de sonu yok,çünkü oyun seni ağına düşürmeye meyilli.Akıllı olcaksın yani.
Bu oyunu şiddetle tavsiye ediyorum.
Sayfanın üstünde ilginç ve faydalı bilgiler dönüyor.
Alex Ferguson 78 yılında St.Mirren'den bir kadına küfrettiği gerekçesiyle kovulmuş.
İspanya 84 avrupa sampiyonası elemelerinde son macta malta'yı 11 farkla yenmeliymis ki finallere katılabilsin.ikinci yarıda 9 gol atıp istediklerini elde etmişler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
