Güzel bir turnuva oldu.Altından iyi kalktik.Ülke olarak yine iyi bir organizasyona imza attık.
Biletlerin ucuz tutularak seyirciyi salona çekme fikri olumlu sonuçlandı.Kemikleşmiş 7500 kişilik bir grup her maça geldi.Ben de 2.gün hariç her gün salondaydım.O da TT Arenaya denk geldi yapcak bişey yok.Hatta perşembe Abdi İpekçi'deki basket maçından çıkıp koştura koştura son tenis maçına gittim.Budur tenis aşkı.
Turnuvada 4 maç kaliteli ve keyifliydi.
Wozniacki-Radwanska, Zvonereva-Radwanska,Wozniacki-Kvitova,Kvitova-Azerenka finali iyi oyunlardı.
Ben 7 numara Stosur ve 8 numara Radwanska'yı destekledim.Stosur Us Open'ı Radwanska Uzakdoğu'daki son iki wta turnuvasını kazanarak son anda gelmişti.Formdalardı.
Grand Slam'siz 1 numara Wozniacki sponsor torpiliyle ev sahibi konumundaydı ama yine başarısız oldu.Sharapova'nın grubu galip gelemeden bitirmesi benim icin sasirtıcı degil tam tersi bekledigim birseydi.Formda rakipler karsısında sakatlıktan cıkıp mac yapma formu olmadan kazanmak impossible.
Son maça çıkmadan turnuvayı sakatlık yalanıyla terketmesi ise karakter problemini ortaya cıkardı.Vujacic tribunde nisanlısına destek verdi ama kendisi bir gun once Belçika takımının sokuna ugramıstı.Uğursuz hafta oldu güzel çift için.
Stosur-Sharapova macında 25 fotomuhabirin 22si surekli sharapovayı sadece 3u ise stosuru takip etti.Onlar icin tenis degil guzellik onemliydi malesef.
Kvitova solak ve bunu iyi kullandı.En etkili servisler onundu bu da kadınlarda buyuk avantaj oluyor.Tum maclarını kazanmak ona sanırım ektra 1,5 milyon daha kazandırdı turnuva sampiyonlugu ödülü olan 1.750 milyon haricinde.
Zaten bu turnuva maddi olarak daha da bonkor.Mac kazanmadan da 110 bin,bir mac kazanarak 220bin kazanıyorsun.Kalın kadın Bartoli(Sharapova kaçınca) prestij macinda Azerenka'yı yenerek bir gunde 220bin kazandı.Azerenkanın ekstra bonusuna mani de oldu.Hesaplayın kac yılda bu parayı kazancagınızı ve aglayın hemen.
Li Na bir mac da kazansa turnuvanın en sonuk performansını ortaya koydu.Sessiz sakin geldi gitti.İki macını erken saatte oynaması da bunda etkiliydi.
Bu arada ilk gece Stosur'un macı 23.30'da bitmisken ertesi gun 17.00 de korta cıkarmak insafsizlik değil de nedir.
Kortun her tarafına ışık vururken tribunler hep karanlık.Bu da iş gününün üstüne hele de 3.maçta adamın üstüne çöküyor.Yattığım çok oldu tribünde.
İpek Şenoğlu iticidir benim için.Yine iticiydi.Tenisi sanki kendi yarattı.
Organizasyonun en kotu yanı Fadik Sevin Atasoy'du.Çok başarılı bir tiyatrocu ve sanatçı.Ama tenis ne alaka,neden o?
çevirileri cok kotuydu.Kelimeleri degil anladıgını ceviriyordu.Tenis gecmisi olmadıgını da itiraf etti.Teniste kadınlardaki guzellikleri gorunce o konuda da bizi temsil ettigi söylenemez.
herşeyiyle çok güzel bir hafta oldu.
Hele duyduk ki atp master'ı getirme ihtimalimiz de varmış önümüzdeki sene.
İşte öyle bir şey olursa yıkılır.Federer'in coach'unun yaında otururum valla....
Bu Blogda Ara
2 Kasım 2011 Çarşamba
24 Ekim 2011 Pazartesi
Neden?????
Bir süre yazmayı düşünmüyordum. Yoğun, zorlu ve kendimce heyecanlı bir dönemden geçiyorum. Önce Güneydoğu'da yaşanan ölümler ardından Van'da meydana gelen depremler karşısında suskun kalamadım. Televizyon izleme fırsatım çok fazla olmuyor, ama sosyal medyadan uzaklaşma şansım olmuyor.
Arkadaş listemde bulunan birçok kimsenin Van'da gerçekleşen depremden sonra şu mesajı yayınladığını gördüğümde lanet ettim insanlıktan.
"DEPREM BÖLGESİNDEKİ belediye başkanı çağrıda bulunuyor :
"İş makinelerini buraya... gönderin..." - cevap : İŞ MAKİNALARINI YAKTINIZ...
"doktorları buraya gönderin ;" - DOKTORLARI ÖLDÜRDÜNÜZ...." diye devam ediyor bu iğrenç mesaj. sonu şöyle bitiyor: " AMA BİZ İNSANIZ, İNSAN !!! HAİN DEĞİLİZ ... GELİYORUZ.."
Gelmeyin be, ne boka yaradınız ki şimdiye kadar atıp tutmaktan başka. Sanki çok vergi verdiniz, çok bi s.kimlik aklınız vardı ya. Ulan aldığın maaş, mal varlığın neydi ki ne vergi verdin, işin gücün atıp tutmak. Lafa geldi mi müslümanım diye geçinirsin, bu mu sizin müslümanlığınız? Hangi onurlu insan yaptığı ya da yapacağı yardımı böyle gözler önüne serer? Gölcük depreminde Yalovadaydım, o çaresizliği bilir misin sen? Hala üç kuruşluk hesapların peşindesin...
Cemil Meriç enteresan adamdır. Bizimkiler beğenmez, sağcılar da anlamazlar adamın derinliğini. Onunla ilgili TRT bir belgesel yayınlamıştı. Belgeselin başında aşağıdaki hikaye vardı. Etkilemiştir beni...
“Pers İmparatoru Kambis Mısır seferine çıkarken zaferinden emindi. Çünkü bütün kahinleri ittifak halinde idi. " Zühre yıldızı imparatorun burcuna girdi. Mısır'ın fethi yakındır." diyordu bütün kahinler. Öyle de olur. Tam 40 gün 40 gece sürer Nil'in yanı başındaki savaş. ve Mısır düşer. Ama önceden müjdelenmiş bu fetih acımasız Pers İmparatoruna kafi gelmez. Menfiz tapınağının önüne bir otağ kurdurur ve mağlup Mısır Kralı Kısamelut’u huzuruna çağırır. Amacı bellidir; mağlup Mısır kralını daha da aşağılamak.
Mısır’ın mağlup generalleri; başları önde ve yüzlerinde horlanmanın utancıyla geçerler kralın huzurundan . Bu manzara hangi imparatoru kahretmez ki! Fakat Mısır Kralı sanki hiçbirşey olmamış gibi öylece durmaktadır. Perişan bir şekilde önünden geçen ordu sanki kendi ordusu değilmiş gibi... Oysa Mısır kralı gözünü bile kırpmamıştır, öylesine gururludur, öylesine soğukkanlı..
Sonra kralın sevgili kızı -Mısır prensesi- geçer otağın önünden beş paralık bir cariye kılığında. Pers Ordusundan çirkin bir ahçı yamağı saçlarından sürüklemektedir ve Mısır halkının acı çığlıkları yeri göğü inletir.Hangi yürek o güzeller güzeli prensesi böyle bir düşmüşlük içinde görmeye katlanabilir ki? Fakat Mısır kralının kılı dahi kıpırdamamıştır.
Daha sonra kralın oğlu –prens- kolları bağlı, ayakları prangalı, iki yanında dev gibi birer Pers askeri ile darağacına doğru sürüklenir. İdam edilir. Fakat kral yine soğukkanlılığını yitirmez. Az önce idam edilen oğul sanki kendi oğlu değilmiş gibi.
En sonunda hizmetçisi geçer otağın önünden. Mısır kralı yerden yere atar kendini. Hizmetçisini zincire vurulmuş görünce acımasızca yumruklar göğsünü, dövündükçe dövünür, iki gözü iki çeşme... Pers İmparatoru hem memnundur bu manzaradan hem de hayretler içindedir; ordusunu, kızını, oğlunu, ülkesini, herşeyini kaybetmiş kral soğukkanlılığını korur da; mahiyetinde en değersiz kişinin yani hizmetçisinin perişanlığını gördüğünde nasıl böylesine yıkılır!”
Neden?????
" Çünkü insan en değersiz şeyini kaybettiğinde her şeyi kaybettiğini anlar!”
Toprak kaybetmek..Toprağını kaybetmek. hangi Türk aydınına "biz neyi kaybettik" diye sorarsanız, topraklarımızı kaybettik cevabını alırsınız. Ama aynı soruya Cemil Meriç'in vereceği cevap şudur: “Türkiye ruhunu kaybetti! Toprak mı? En değersiz şeyimizdir belki de! Belki de en değersiz şeyimizi kaybedince herşeyimizi kaybettiğimizi anladık: ruhumuzu…”
Yaşanan bu trajediden hala kendine pay çıkarmaya çalışan - kendini nasıl tanımlıyorsan artık,gerçi sende o akıl bile yok ama - senin ben ta amına koyayım.....
Arkadaş listemde bulunan birçok kimsenin Van'da gerçekleşen depremden sonra şu mesajı yayınladığını gördüğümde lanet ettim insanlıktan.
"DEPREM BÖLGESİNDEKİ belediye başkanı çağrıda bulunuyor :
"İş makinelerini buraya... gönderin..." - cevap : İŞ MAKİNALARINI YAKTINIZ...
"doktorları buraya gönderin ;" - DOKTORLARI ÖLDÜRDÜNÜZ...." diye devam ediyor bu iğrenç mesaj. sonu şöyle bitiyor: " AMA BİZ İNSANIZ, İNSAN !!! HAİN DEĞİLİZ ... GELİYORUZ.."
Gelmeyin be, ne boka yaradınız ki şimdiye kadar atıp tutmaktan başka. Sanki çok vergi verdiniz, çok bi s.kimlik aklınız vardı ya. Ulan aldığın maaş, mal varlığın neydi ki ne vergi verdin, işin gücün atıp tutmak. Lafa geldi mi müslümanım diye geçinirsin, bu mu sizin müslümanlığınız? Hangi onurlu insan yaptığı ya da yapacağı yardımı böyle gözler önüne serer? Gölcük depreminde Yalovadaydım, o çaresizliği bilir misin sen? Hala üç kuruşluk hesapların peşindesin...
Cemil Meriç enteresan adamdır. Bizimkiler beğenmez, sağcılar da anlamazlar adamın derinliğini. Onunla ilgili TRT bir belgesel yayınlamıştı. Belgeselin başında aşağıdaki hikaye vardı. Etkilemiştir beni...
“Pers İmparatoru Kambis Mısır seferine çıkarken zaferinden emindi. Çünkü bütün kahinleri ittifak halinde idi. " Zühre yıldızı imparatorun burcuna girdi. Mısır'ın fethi yakındır." diyordu bütün kahinler. Öyle de olur. Tam 40 gün 40 gece sürer Nil'in yanı başındaki savaş. ve Mısır düşer. Ama önceden müjdelenmiş bu fetih acımasız Pers İmparatoruna kafi gelmez. Menfiz tapınağının önüne bir otağ kurdurur ve mağlup Mısır Kralı Kısamelut’u huzuruna çağırır. Amacı bellidir; mağlup Mısır kralını daha da aşağılamak.
Mısır’ın mağlup generalleri; başları önde ve yüzlerinde horlanmanın utancıyla geçerler kralın huzurundan . Bu manzara hangi imparatoru kahretmez ki! Fakat Mısır Kralı sanki hiçbirşey olmamış gibi öylece durmaktadır. Perişan bir şekilde önünden geçen ordu sanki kendi ordusu değilmiş gibi... Oysa Mısır kralı gözünü bile kırpmamıştır, öylesine gururludur, öylesine soğukkanlı..
Sonra kralın sevgili kızı -Mısır prensesi- geçer otağın önünden beş paralık bir cariye kılığında. Pers Ordusundan çirkin bir ahçı yamağı saçlarından sürüklemektedir ve Mısır halkının acı çığlıkları yeri göğü inletir.Hangi yürek o güzeller güzeli prensesi böyle bir düşmüşlük içinde görmeye katlanabilir ki? Fakat Mısır kralının kılı dahi kıpırdamamıştır.
Daha sonra kralın oğlu –prens- kolları bağlı, ayakları prangalı, iki yanında dev gibi birer Pers askeri ile darağacına doğru sürüklenir. İdam edilir. Fakat kral yine soğukkanlılığını yitirmez. Az önce idam edilen oğul sanki kendi oğlu değilmiş gibi.
En sonunda hizmetçisi geçer otağın önünden. Mısır kralı yerden yere atar kendini. Hizmetçisini zincire vurulmuş görünce acımasızca yumruklar göğsünü, dövündükçe dövünür, iki gözü iki çeşme... Pers İmparatoru hem memnundur bu manzaradan hem de hayretler içindedir; ordusunu, kızını, oğlunu, ülkesini, herşeyini kaybetmiş kral soğukkanlılığını korur da; mahiyetinde en değersiz kişinin yani hizmetçisinin perişanlığını gördüğünde nasıl böylesine yıkılır!”
Neden?????
" Çünkü insan en değersiz şeyini kaybettiğinde her şeyi kaybettiğini anlar!”
Toprak kaybetmek..Toprağını kaybetmek. hangi Türk aydınına "biz neyi kaybettik" diye sorarsanız, topraklarımızı kaybettik cevabını alırsınız. Ama aynı soruya Cemil Meriç'in vereceği cevap şudur: “Türkiye ruhunu kaybetti! Toprak mı? En değersiz şeyimizdir belki de! Belki de en değersiz şeyimizi kaybedince herşeyimizi kaybettiğimizi anladık: ruhumuzu…”
Yaşanan bu trajediden hala kendine pay çıkarmaya çalışan - kendini nasıl tanımlıyorsan artık,gerçi sende o akıl bile yok ama - senin ben ta amına koyayım.....
WTA CHAMPIONSHIP 2011-ISTANBUL

Dünya tenisinde çok gerilerdeyiz.Tenis sporunun varlığından beri haberdar olmayan milyonlarca insan olduguna eminim.Futbol kesmekesliğinin uzak tuttugu cok onemli ve zevkli sporlardandir tenis.Zengin sporu denir.Halbuki degil.Bir raket bir top karsinda da birisi olsun yeter.
Birçok kere belirtmisimdir tenis tutkumu.Dünyaya ikinci kez gelsem başarılı bir tenisçi olmak isterdim.Bu hayatta da yapmak istedigim seylerden biri tenis oynamak.Bir zaman bulsam hemen basliycam.Daha gencim,yaparım.
Ülkede tenisçi yetişmezdi son 5-10 seneye kadar.Simdi o konuda da yatırımlar var.Gençler cıkıyor yavas yavas.Marsel iyi ornek.Pemra,Çağla bu spora deger vermemiz gerektiğini ispatlıyorlar.Biraz daha sponsor desteklerinin artması gerekli.
Bu bağlamda salı günü başlayacak WTA CHAMPS 2011(kadınlar) cok önemli.Sezonu ilk 8 sırada tamamlyan tenisçiler için bir sezon sonu en buyugu belirleme turnuvası diyebiliriz.Prestij ve para ödülü cok fazla.Bu turnuvayı ülkeye kazandıran siyasilere ve tenis federasyonuna tesekkur etmek lazım.Onumuzdeki iki sene daha istanbul'da yapılacak.
Salı-Cuma arası grup macları var.Cmtsi yarı final Pazar final.Maclar Sinan Erdem'de.Biletlerimizi 20 gün öncesinden aldık.Bir dezavantaj var, hafta ici futbol ve basketbol macları denk geldi.Bilet alanalar umarım tercihlerini o yönde yapmayıp tenis izlemeye giderler.Diger maclar hep var ve olacak,ama bu turnuva cok onemli,bos tribunler olmamalı.Tüm dünya takip edecek.
Fikstur henuz belli olmadı,olunca paylasıcam.
Tenis federasyonunun internet sitesi de cok kotu.İlgilenenler icin biraz daha cezbedici,kolay ulasılabilir,bilgi dolu bir site yapılması lazım.Sitede bu turnuvaya cok az yer verilmis.
Tanıtımda dönen resmi koymuyorum çünkü resimlerdeki 3 kişi turnuvaya katılamıyor.
Aynı şeyi Panini de yapıyor.Cıkartmaları ocakta hazırlıyor,hazirandaki futbol turnuvalarında kadroların yarısı farklı oluyor.Bu işi de bir çözmeleri lazım.
19 Ekim 2011 Çarşamba
Anadolu Zihniyeti
Havaalanına giderken muhtesem baklavalardan eve almak için baklavacıya girdim.
Tv'de G.antep'in Sivas deplasmanı görüntüleri.Önümdeki müşterinin takım için yorumu:
"Takımdan bu sene bişey olmaz.Düşmezse iyidir.Zaten gecen sene de bisey yapamadı"
Adam çıktıktan sonra tezgahtar arkadasa, insanlar nasıl boyle dusunebiliyor diye sordum.Takımınız gecen sezonu 4.bitirdi dedim. Abi sorma bu zihniyetten dolayı biryerlere gelemiyoruz dedi.Kendi gibi dusunen insanlarin azinlikta oldugunu soledi.Bir gun once de Bankasya'daki belediye macina da o kadar az insan gitmisti ki.
Adam lig 4.lugunu begenmiyor,cunku her sene sampiyon oluyordu sanki.Süleyman Hurma da takımı 5.olunca özür dilemişti bu ziniyettekilerden"Her sene sampiyon oluyorduk.Bu sene 5.olabildik.Özür dileriz diye"
Sopalık zihniyet.
Tv'de G.antep'in Sivas deplasmanı görüntüleri.Önümdeki müşterinin takım için yorumu:
"Takımdan bu sene bişey olmaz.Düşmezse iyidir.Zaten gecen sene de bisey yapamadı"
Adam çıktıktan sonra tezgahtar arkadasa, insanlar nasıl boyle dusunebiliyor diye sordum.Takımınız gecen sezonu 4.bitirdi dedim. Abi sorma bu zihniyetten dolayı biryerlere gelemiyoruz dedi.Kendi gibi dusunen insanlarin azinlikta oldugunu soledi.Bir gun once de Bankasya'daki belediye macina da o kadar az insan gitmisti ki.
Adam lig 4.lugunu begenmiyor,cunku her sene sampiyon oluyordu sanki.Süleyman Hurma da takımı 5.olunca özür dilemişti bu ziniyettekilerden"Her sene sampiyon oluyorduk.Bu sene 5.olabildik.Özür dileriz diye"
Sopalık zihniyet.
BALIKESİR BASKETBOL KLUBU
Uçaktan inince Havayolu sirketinin servis aracına bindim otoparka gitmek icin.Havaalanında eşofman takımlı uzun adamlar vardı.Balıkesir Basketbol klubuymus.Serviste takımın şoför ve malzemecisine rastladım.Kısa zamanda 30 soru sorma özelliğimi kullanarak adamdan topladım bilgileri.
Bir takım olmak,takımın parçası olmak güzeldir.Benim de okuldan hentbol geçmişim var.Güzeldir takım havası.
Takım bölgesel ligden yeni çıkmış.İlk iki maç iki mağlubiyet.Olsun dedim bu sene tutunma senesi olsun.Tipik futbol kültürü basketbolda da var.Takımı 2.lige çıkaran hocanın yerine bir önceki sene Trabzon'u 1.lige çıkaran coach ile anlaşmışlar.Oyuncu kalitesi cok ust duzey degilmis.
İeriden umutlular.
Best A.Ş. sponsor olmuş.sağlam bir kuruluşa benziyor.
***2.ligde 19 takım varmış.
Bir takım olmak,takımın parçası olmak güzeldir.Benim de okuldan hentbol geçmişim var.Güzeldir takım havası.
Takım bölgesel ligden yeni çıkmış.İlk iki maç iki mağlubiyet.Olsun dedim bu sene tutunma senesi olsun.Tipik futbol kültürü basketbolda da var.Takımı 2.lige çıkaran hocanın yerine bir önceki sene Trabzon'u 1.lige çıkaran coach ile anlaşmışlar.Oyuncu kalitesi cok ust duzey degilmis.
İeriden umutlular.
Best A.Ş. sponsor olmuş.sağlam bir kuruluşa benziyor.
***2.ligde 19 takım varmış.
16 Ekim 2011 Pazar
E Lucevan Le Stelle
Belki de aryaların en popüleri ve de en güzeli...bizim blogda da dursun bir köşede, eskimez ki efendim...bu işin içindeki herkes birgün bir yerde söyler bu aryayı. bunu seçmemin nedeni Zubin abiyi gördüm orkestranın başında, hadi bu olsun dedim..yine uyku yok, yine pazar, yine moto gp, yine isyan, yine özgürlük, yine şehvet...ahahah...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)